Şu an kaç tane panda var? Bir defter sayfasından başlayan iç yolculuk
Değerli Hul okurları, bu makalemizde “Şu an kaç tane panda var” konusunda bilmeniz gereken her şeyi derledik.
Kayseri’de yaşıyorum. 25 yaşındayım ve neredeyse her gün bir şeyleri not alıyorum. Bazen bir otobüste duyduğum cümle, bazen gece yarısı aklıma düşen bir düşünce… Defterim doldukça zihnim biraz daha hafifliyor sanıyorum ama aslında bazı sorular hiç hafiflemiyor. Son zamanlarda içime takılan en tuhaf soru şu oldu: Şu an kaç tane panda var?
Bu soru ilk bakışta çocukça gibi duruyor. Ama benim için öyle değil. Çünkü bazı sorular sayı sormaz; aslında kaybolan şeyleri, azalan umutları, uzaklaşan doğayı sorar. Ben de bunu geç fark ettim.
Bir akşamüstü Kayseri’de başlayan düşünce
O gün işten erken çıkmıştım. Hava Kayseri’de o bildik sertliğini yavaşça yumuşatıyordu. Sokaklar kalabalıktı ama insanlar birbirine dokunmadan yürüyordu. Elimde defterim vardı, genelde otobüs durağında bir şeyler karalarım.
O gün yazamadım. Çünkü aklım tek bir cümleye takılmıştı:
Şu an kaç tane panda var?
Bunu neden düşündüm, tam olarak bilmiyorum. Belki sosyal medyada gördüğüm kısa bir video yüzünden. Belki de hayatın hızında kaybolan şeylere karşı içimde büyüyen hassasiyet yüzünden. Ama o anda içimde garip bir boşluk hissettim. Sanki bir şey eksiliyordu ve ben bunu sayıyla anlamaya çalışıyordum.
Defterime düşen ilk cümle
O gece eve döndüğümde defterimi açtım. Yazdığım ilk cümle şuydu:
“Şu an kaç tane panda var ve neden bunu bilmek istiyorum?”
Sonra durdum. Çünkü aslında cevabı aramıyordum. Bir tür iç sıkışmasını anlamaya çalışıyordum. Pandalar sadece bir tür değildi artık benim için. Azalan şeylerin sembolüydü. Kayseri’nin soğuk gecelerinde içime çöken yalnızlık gibi, sessiz ama ağır bir düşünceydi.
Şunu hissettim: hayal kırıklığı.
Çünkü dünya büyürken bazı şeylerin küçülmesini izliyoruz. Ve buna alışıyoruz.
Şu an kaç tane panda var? Sorunun arkasındaki sessizlik
Ertesi gün işe giderken bu soruyu unutmadım. Otobüste pencereden dışarı bakarken kafamda sürekli aynı cümle dönüyordu. Yanımdaki insanlar telefonlarına bakıyordu, kimse konuşmuyordu. Kayseri sabahı her zamanki gibi griydi.
Kendi kendime tekrar ettim:
Şu an kaç tane panda var?
Bu soruyu sorarken aslında başka bir şeyi sorguladığımı fark ettim. İnsanların umursama kapasitesi ne kadar? Bir türün azalmasını bilmek bizi gerçekten değiştiriyor mu, yoksa sadece bir bilgi olarak mı kalıyor?
O an içimde hafif bir öfke hissettim. Çünkü bazen çok şey biliyoruz ama hiçbir şey hissetmiyoruz gibi geliyor.
Bir sayıdan fazlası olduğunu fark etmek
Öğle arasında kısa bir mola verdim. Telefonu açıp baktığımda net bir sayı arıyordum ama bulduğum şeyler kesin değildi. Yaklaşık birkaç bin civarında olduğu söyleniyordu. Ama rakamdan çok başka bir şey dikkatimi çekti: her yerde “az”, “tehlike altında”, “koruma” kelimeleri vardı.
İşte o anda içimde bir şey kırıldı.
Şu an kaç tane panda var sorusu artık sadece bir merak değildi. Bir eksilme hikâyesiydi.
Ve ben bunu okurken şunu hissettim: hüzün.
Kayseri’de bir akşam ve zihnimde dolaşan pandalar
O akşam Kayseri’de hava daha da soğumuştu. Evde çay koydum, pencerenin kenarına oturdum. Dışarıda araba sesleri vardı ama içimde daha büyük bir sessizlik.
Defterimi açtım ve yazmaya devam ettim.
Bir hayal sahnesi: uzak bir orman
Gözümün önüne bir görüntü geldi. Bembeyaz karların arasında ağır ağır yürüyen bir panda… Sessiz, kendi halinde. Kimse onu izlemiyor gibi ama aslında herkes onu sayıyor gibi.
Şu an kaç tane panda var?
Bu soru o sahnenin içine karıştı. Sanki her panda bir sayı değil de bir nefes gibiydi. Ve her nefes azalıyordu.
O anda içimde bir şey daha hissettim: umut.
Çünkü hâlâ “var”dılar. Tamamen yok olmamışlardı. Bu bile küçük bir dirençti.
Günlük tutmanın ağırlığı
Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Şafiiler aşure yapar mı ?
Ben hep günlük tutarım. Ama bazı günler yazmak iyi hissettirmez. Bu da onlardan biriydi.
Defterime şu cümleyi yazdım:
“Şu an kaç tane panda var bilmiyorum ama az olduklarını bilmek bile içimi sıkıyor.”
Sonra durdum.
Çünkü aslında mesele panda değildi. Mesele, kaybetmeye alışmak mıydı?
Bu düşünce beni rahatsız etti.
Şu an kaç tane panda var? ve insanın kendine dönmesi
Ertesi gün yine aynı soruyla uyandım. Sabah Kayseri’nin soğuğu camlara vuruyordu. Kahvemi alıp masaya oturdum. Telefonuma bile bakmadan düşünmeye başladım.
Şu an kaç tane panda var?
Bu kez sorunun bende açtığı şey farklıydı. Daha kişisel bir yere dokunuyordu. Çünkü insan bazen dış dünyadaki bir canlıyı düşünürken aslında kendi içindeki eksilmeleri fark eder.
Ben de bunu hissettim.
Arkadaşlıklar, uzaklaşan insanlar, yarım kalan konuşmalar…
Hepsi birer “azalan sayı” gibi geldi.
Ve bu düşünce içimde sessiz bir kırgınlık bıraktı.
Bir arkadaşla konuşma
O gün akşam bir arkadaşım aradı. Konuşurken konu bir şekilde doğaya geldi. Ona sordum:
“Hiç düşündün mü, şu an kaç tane panda var?”
Güldü. “Nereden çıktı bu?”
Açıklayamadım. Çünkü bu soru mantıktan çok duyguydu.
Ama sonra kısa bir sessizlik oldu telefonda. Ve dedi ki:
“Azalmaları kötü ama hâlâ var olmaları da iyi bir şey değil mi?”
Bu cümle içimde bir yere oturdu.
Evet, umut vardı. Ama kırılgan bir umut.
Şu an kaç tane panda var? sorusunun bende bıraktığı iz
Günler geçtikçe bu soru hayatımın arka planında kalmaya devam etti. Kayseri’de yürürken, işe giderken, markette sırada beklerken…
Şu an kaç tane panda var?
Artık sadece bir bilgi sorusu değildi. Bir farkındalık sorusuydu.
Küçük şeylerin büyüklüğü
Bir gün parkta yürürken çocukların oyun oynadığını gördüm. Basit, sıradan bir sahneydi. Ama o anda düşündüm: belki onlar büyüdüğünde bu tür soruları daha az soracaklar. Belki de daha çok alışacaklar.
İçimde bir burukluk hissettim.
Çünkü alışmak bazen hissetmemek demekti.
Ama aynı anda küçük bir umut da vardı. Belki de yeni nesiller daha çok soracaktı. Belki de “Şu an kaç tane panda var?” gibi sorular daha fazla insanı düşündürecekti.
Hul sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. “Şu an kaç tane panda var” hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın!
Defterin son sayfası değil ama bir dönüm noktası
Defterimin o sayfasına büyük harflerle şunu yazdım:
“Şu an kaç tane panda var bilmiyorum ama bu soruyu sormak bile önemli.”
Bu cümle beni biraz rahatlattı.
Çünkü bazen cevaplar değil, sorular insanı diri tutuyor.
İçimde kalan son his
Şimdi geriye dönüp baktığımda bu sorunun bende üç şey bıraktığını görüyorum:
Birincisi hayal kırıklığı. Çünkü dünya bazı şeyleri kaybediyor.
İkincisi hüzün. Çünkü bunu izliyoruz.
Üçüncüsü ise umut. Çünkü hâlâ soruyoruz.
Ve belki de en önemlisi bu.
Şu an kaç tane panda var?
Bilmiyorum.
Ama artık bu soruyu her sorduğumda sadece bir sayı değil, bir yaşamın ne kadar değerli olduğunu hatırlıyorum.