Şafi ve Hanefi Mezhebi Arasındaki Farklar: İnançta, Hayatta ve Bakış Açılarında Derin Bir Yolculuk Bazen dini konulara dair tartışmalar, bir bilgi yarışından çok fikir alışverişine dönüşür. Ben de bu yazıyı tam olarak böyle bir amaçla kaleme alıyorum. Farklı düşünen, farklı yaşayan ama aynı inancı paylaşan insanların bakış açılarını anlamak… İşte bu, İslam mezheplerinin farklarını konuşurken en çok ihtiyacımız olan şey. Bugün, Şafi ve Hanefi mezhebi arasındaki farkları yalnızca “fıkıh kitapları” açısından değil, aynı zamanda kadın ve erkeklerin farklı düşünsel perspektiflerinden de ele alacağız. Mezheplerin Temel Yaklaşımı: İbadetten Hayata Öncelikle şunu bilmek gerekir ki; hem Şafi hem de Hanefi mezhepleri, İslam’ın…
Yorum BırakGünlük Adımlar Yazılar
Çekmeköy’de Hangi Dizi Çekiliyor? Doğru Soruyu Soramadığımız İçin Yanılıyoruz Söyleyeyim: Bu soruyu yıllardır duyuyorum ve artık farklı bir yerden tartışmak istiyorum. “Çekmeköy’de hangi dizi çekiliyor?” diye sorunca yanıt hep anlık, gelip geçici oluyor. Oysa mesele; şeffaflık, kamusal alanın kullanım hakkı, set ekonomisinin yerel yaşama etkisi ve kültürel üretimin kim için yapıldığı. Gelin, rahatımızı kaçırma pahasına konuşalım. Hızlı cevap: Çekmeköy’de setler sık sık yer değiştirir; bugün başka, yarın başka prodüksiyon olabilir. İzinler İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü üzerinden proje bazlı yürür ve kamuya açık, tek bir “şu anda nerede çekim var?” listesi tutulmaz. ([istanbul.ktb.gov.tr][1]) — “Hangi Dizi?” Değil, “Hangi Düzen?”…
Yorum BırakHıyarı Şember Nasıl Kullanılır? Felsefi Bir Bakış Açısı Filozofik Bakış Açısıyla Başlamak Felsefe, her zaman sorular soran, derinlemesine düşünmeye teşvik eden bir disiplindir. Her şeyin bir anlamı olmalı, deriz. Ancak, bazen günlük yaşamın sıradan araçları, çok daha derin kavramları ve anlamları içeriyor olabilir. “Hıyarı şember”, kulağa oldukça sıradan ve gündelik bir terim gibi gelebilir. Ancak, bu basit nesnenin felsefi boyutlarını incelediğimizde, etik, epistemoloji ve ontoloji gibi büyük felsefi soruları tartışma fırsatına sahip olabiliriz. Peki, Hıyarı şemberi nasıl kullanmalıyız? Hangi bağlamlarda faydalıdır ve bu kullanımın ardında hangi düşünsel sorular gizlidir? Bu yazıda, bu basit nesneyi derinlemesine keşfederken, felsefi açıdan onu anlamaya…
Yorum BırakHemşirelikte Boy Sınırı Var Mı? Güç İlişkileri ve Toplumsal Düzenin Siyaset Bilimi Perspektifinden Analizi Bir siyaset bilimcisi olarak, toplumların yapısını ve güç ilişkilerini incelediğimde, belirli kuralların nasıl biçimlendiği ve toplumsal cinsiyetin bu kurallar üzerindeki etkisi her zaman ilgimi çekmiştir. Özellikle, toplumsal normlar ve devletin ideolojik yapıları arasında sıkı bir bağ vardır. Bu yazıda, hemşirelik mesleğinde uygulanan boy sınırlarının arkasındaki güç ilişkilerini, toplumsal düzeni ve ideolojik etkileri derinlemesine inceleyeceğiz. Ayrıca, bu sınırların kadın ve erkek bakış açıları arasındaki farklılıkları nasıl yansıttığını ele alacağız. Hemşirelik mesleği, genellikle toplumda kadınların yoğunlukla yer aldığı bir alan olarak görülür, ancak burada yalnızca fiziki yeterlilik değil,…
Yorum BırakHartama Tekniği Nedir? Edebiyatın Katmanlarını Aralayan Yöntem Kelimelerin, yalnızca anlam taşıyıcısı değil, düşünceyi dönüştüren güçler olduğuna inanan bir edebiyatçı, yazıya başlamadan önce kâğıda değil, zihnine döker mürekkebini. Çünkü her anlatı, bir düşüncenin, bir duygunun, bir çağrışımın yeniden doğumudur. Edebiyat, insanın iç dünyasında bir yankıdır; bu yankıyı anlamak, onu parçalara ayırmak, yeniden biçimlendirmek, işte tam burada “Hartama Tekniği” devreye girer. Hartama Tekniğinin Kökeni ve Anlatısal Önemi Hartama tekniği, edebî çözümlemede bir metni katmanlarına ayırma, onun iç seslerini, alt anlamlarını ve çağrışımlarını keşfetme yöntemidir. Yunanca “kâğıdı kazımak” anlamına gelen “chartes” kelimesinden türediği düşünülen bu kavram, bir metni yüzeyinden değil, derinliklerinden okumayı önerir.…
Yorum BırakSavı ve Zannı Aynı mı? Gerçekten Aynı Anlama Geliyorlar mı? İkisi Arasındaki Farkı Anlamak ve Tartışmak Sav ve zan arasındaki farkları sorgulamak, belki de zihnimizin en köklü ve en önemli sorularından birini ortaya koyuyor. İki terim de günlük dilde sıkça kullanılıyor, ama gerçekte, anlamları çok daha karmaşık ve derin. Hangi kavramın daha doğru, daha güvenilir olduğunu tartışmak ise, sadece felsefi değil, aynı zamanda toplumsal bir meseleye de dönüşebilir. Bu yazıda, sav ve zan arasındaki farkı ele alacak, mevcut anlamlarına dair eleştirilerde bulunacak ve özellikle bu iki terimin insanların düşünce süreçlerindeki rolüne dair radikal bir bakış açısı geliştireceğiz. Sav ve Zan:…
Yorum BırakBir Filozofun Gözünden: Güvercin Göğsü Polis Olmaya Engel mi? Bir filozof için her soru, yalnızca pratik bir yanıt arayışı değil, aynı zamanda varoluşun derinliklerine yapılan bir yolculuktur. “Güvercin göğsü polis olmaya engel mi?” sorusu da yüzeyde tıbbi veya mesleki bir değerlendirme gibi görünse de, özünde insanın adalet, yeterlilik ve varlık algısına dair felsefi bir çağrıdır. Çünkü bu soru, hem etik hem epistemolojik hem de ontolojik bir zeminde insanın kendine ve topluma bakışını sorgulatır. Etik Perspektif: Adaletin Bedeni mi, Ahlakı mı? Etik açıdan meseleye bakıldığında, şu soru öne çıkar: Bir insanın bedeninin biçimi, onun adalet duygusunu taşımaya yetkin olup olmadığını belirleyebilir…
Yorum BırakNurtopu Gibi Ne Demek? Sevimli Sözcüklerin Sert Gerçekleri Örtmesine İzin Vermeyelim “Nurtopu gibi” masumiyet imasıyla ağır sorunları küçülten, toplumsal sorumluluğu buğulayan bir dil stratejisidir; gülümsetirken gerçekliği flulaştırır. Giriş: Şirin Etiketlerin Gölgesinde Büyüyen Sorunlar “Bu da nurtopu gibi bir dert oldu” cümlesini duyduğumuzda çoğumuz hafifçe gülümseriz. Oysa ben bu ifadeye temkinli yaklaşıyorum. Çünkü “nurtopu gibi”, adını masumiyetten alan ama çoğu zaman ciddiyeti törpüleyen, sorunlara pelüş kılıf geçiren bir dil refleksine dönüştü. Tartışalım: Bir meseleyi “nurtopu gibi” diye çağırdığımızda onu yönetilebilir kıldığımızı mı sanıyoruz, yoksa kendimizi avutup sorumluluğu ertelediğimizi mi? Bu yazı, tartışma yaratmak pahasına güçlü bir iddiayı savunuyor: “Nurtopu gibi” ifadesi,…
Yorum BırakGürhan Hangi Dil? Toplumsal Yapıların Dili Üzerine Sosyolojik Bir Yolculuk Toplumun karmaşık dokusunu çözümlemeye çalışan bir araştırmacı olarak, bazen bir ismin bile insan ilişkilerinin, kültürel normların ve toplumsal değerlerin sessiz bir aynası olduğunu fark ederim. “Gürhan hangi dil?” sorusu, sadece bir kelimenin kökenini değil, aynı zamanda dilin ötesinde bir anlam dünyasını da araştırmaya çağırır. Çünkü her dil, kendi toplumunun düşünme biçimini, rollerini ve insan ilişkilerini şekillendirir. “Gürhan” ismi Türkçe kökenli olsa da, bu yazıda meselemiz yalnızca etimoloji değil; bu ismin temsil ettiği dilin –yani toplumsal düzenin dili– kendisidir. Dilin Ötesinde Bir Yapı: Toplumsal Normların Sessiz Dili Toplumsal normlar, bireylerin birbirleriyle…
Yorum BırakGüreş Minderi Kaç Metre? Felsefi Bir Düşünce Alanı Olarak Mücadele Mekânı Bir filozofun gözünden bakıldığında, “Güreş minderi kaç metre?” sorusu, yalnızca teknik bir bilgi talebi değildir. Bu soru, insanın sınırları, etik davranışın doğası ve varoluşun anlamı üzerine derin bir sorgulamayı da içerir. Çünkü minderi ölçmek, aslında insanı ölçmektir — onun gücünü, iradesini, ahlakını ve bilgiyle kurduğu ilişkiyi. Epistemolojik Bir Soru: Ölçmek Bilmek midir? Epistemoloji, yani bilgi felsefesi açısından soralım: “Güreş minderi 9 metre çapında” demek, gerçekten bilgi sahibi olmak mıdır? Modern güreş minderlerinin teknik ölçüleri genellikle 9 metre çapında bir daire ve 1,5 metrelik koruma alanından oluşur. Ancak bu bilgi,…
Yorum Bırak