Ceyhan mı Büyük, Kozan mı? Bir Kasaba Hikayesi
Hadi gelin, iki kasabanın hikâyesine dalalım. Kozan ve Ceyhan… İki farklı dünya, iki farklı insan hikâyesi. Biri büyüklüğüyle, diğeri de samimiyetiyle büyülerken, aralarındaki farkları anlamaya çalışalım. Her iki kasaba da Adana’nın kalbinde, birbirine çok yakın ama bir o kadar da farklı dünyalar. Bugün, bu iki yerin büyüklüğünü, neyi temsil ettiklerini keşfedeceğiz ama bunu sadece kuru bir istatistikle değil, bir hikâye üzerinden yapacağız.
—
Bir Sabah Ceyhan’da
Ömer, Ceyhan’ın saygın bir iş adamıydı. Çalışmalarını hep bir plan ve strateji doğrultusunda yönlendirirdi. Onun için en önemli şey netlikti; iş dünyasında her şeyin bir stratejisi olmalıydı. Ceyhan, onun gözünde gelişen, büyüyen, hızla modernleşen bir şehir, bir fırsat dünyasıydı. Bu kasaba, sanayiyle büyümüş, ekonomiyle gelişmişti. Ceyhan’daki insanların yaşamları bir düzene, bir hesaba dayanıyordu. Her şeyin bir amacı, bir sonucu vardı. Ceyhan, Ömer’e göre “büyük”tü. Çünkü burada işler hızlı bir şekilde çözülür, işler büyük planlarla yürür, insanlar hedeflerine ulaşmak için çabalarını bu büyük yapının içine katarlardı.
Bir sabah, Ömer yine şehirdeki inşaat projelerini gözden geçiriyordu. Gelişen Ceyhan, genişleyen yolları, işyerleriyle büyüyordu. “Burası büyük, ve büyümeye devam edecek,” diyordu içinden. Bütün bunlar Ceyhan’ın stratejik olarak öne çıkmasını sağlayan unsurlardı. Ne kadar büyürse, o kadar fazla fırsat yaratılır, demekti. Ve burada işler belirli bir düzene, disiplini sağlamak için ilerliyordu.
—
Aynı Gün Kozan’da
Bir yanda ise, Zeynep Kozan’ın sokaklarında yürüyordu. Adımlarını atarken kasabanın sokaklarına sinmiş olan huzuru içli bir şekilde hissedebiliyordu. Zeynep, Kozan’ın ruhunu hisseden biriydi. Buradaki insanlar, ilişkileriyle, samimiyetleriyle büyük bir dünya yaratıyorlardı. Onun için “büyük” olmak, yalnızca ne kadar büyüdüğünle ilgili değildi. Zeynep, büyüklüğü insanın birbirine duyduğu samimiyetle ölçüyordu. Kozan’ın küçük ama içten yapısında, insanlar birbirini tanır, bir kahve içmeye, sohbet etmeye vakit ayırırlardı. Bu kasaba, Zeynep’e göre, büyük değildi ama kalpten büyüktü. Her insan, diğerinin derdini anlar, bir araya gelip çözümler arardı.
Zeynep, kasabada yürürken pazara uğrayıp eski dostlarıyla hasret giderdi. “Burası, Ceyhan gibi büyük değil ama çok büyük bir kalbe sahip,” diye düşünüyordu. Ceyhan’ın büyüklüğüyle kıyasladığında, burada her şey daha yavaş, daha dikkatli ve daha empatikti. Herkesin birbirine duyduğu güven, ona göre, her şeyin ötesindeydi. İnsanlar bir araya geldiklerinde, çözüm arayışları sadece pratik değil, aynı zamanda ilişkisel ve duygusal olurdu.
—
Farklı Dünya, Farklı Büyüklük
Ömer ve Zeynep’in bakış açıları, birbirinden çok farklıydı. Ömer için büyüklük, iş dünyasında sağlanan başarı ve ekonomik gelişme ile ölçülürken, Zeynep için büyüklük, insanların birbirine duyduğu sevgi ve samimiyetle ölçülüyordu. Kozan ve Ceyhan, iki kasaba olmanın ötesinde, iki farklı yaşam tarzını, iki farklı değerler sistemini yansıtıyordu. Bir tarafta strateji ve hız vardı, diğer tarafta ise insan ilişkilerinin sıcaklığı ve derinliği. Bir tarafta işler daha pratik, daha hesaplıydı; diğer tarafta ise kalpten çözümler ve duygusal bağlar daha güçlüydü.
Ceyhan’ın büyüklüğü, oradaki insanların gelişen ekonomiyle yakaladığı hızla ölçülürken, Kozan’ın büyüklüğü, oradaki insanların birbirine duyduğu güven ve samimiyetle ölçülüyordu. Bir kasaba büyüdükçe, insanların birbirlerine olan bağlılıkları azalmış gibi hissedebilir; ama diğer tarafta, küçük bir yerleşim yerinde insanlar ne kadar birbirlerine yakın olursa, toplumsal bağlar o kadar güçlü olurdu.
—
Sonuçta Ne Önemli?
Peki, Ceyhan mı büyük, Kozan mı? Bu soruya verilecek cevap, bence sadece büyüklükle ilgili değil. Hem Ceyhan’ın büyüklüğünde hem de Kozan’ın samimiyetinde derin anlamlar var. Her iki kasaba da kendine özgü bir büyüklük taşıyor. Belki de büyüklük, yalnızca şehirlerin ölçeğiyle ilgili değil; insanın içindeki değerlerle de ölçülmeli.
Bu hikayeyi okurken, siz hangi kasabaya daha yakın hissediyorsunuz? Ceyhan’ın büyüklüğünü mü, yoksa Kozan’ın samimiyetini mi daha değerli buluyorsunuz? Yorumlarınızı paylaşın, hep birlikte bu iki dünyayı daha yakından keşfedelim.