İçeriğe geç

koenzim Q10 kanser hastaları kullanabilir mi ?

Merhaba arkadaşlar! Bu içerikte “koenzim Q10 kanser hastaları kullanabilir mi” ile ilgili en güncel bilgileri sizlerle paylaşacağız.

Kayseri’de bir sabah ve içimdeki kırılma

Kayseri’nin sabahları hep biraz serttir. Rüzgâr yüzüne çarparken sanki seni uyandırmakla kalmaz, biraz da silkelemek ister. O gün de öyleydi. Penceremin kenarında duran eski defterime bakıyordum ama yazacak bir şey bulamıyordum. İçimde dolanıp duran kelimeler var ama hiçbirini doğru yere koyamıyordum.

25 yaşındayım. Günlük tutmayı hep sevdim. Bazen kendimi anlatmak için değil, kendimi unutmamak için yazıyorum. Ama son haftalarda yazdıklarım hep aynı yere çıkıyor: hastane koridorları, bekleyişler, yarım cümleler, yutkunmalar.

Annemin kardeşi, yani dayım, birkaç aydır kanser tedavisi görüyor. İlk duyduğumda içimde bir şey kırıldı ama o kırığın sesi dışarı çıkmadı. Sadece sessiz kaldım. Sonra herkes gibi ben de “ne yapabiliriz?” sorusunun içinde kayboldum. İnternete sarıldım, yazılara, forumlara, insanların yarım kalmış umutlarına.

İşte o gün ilk kez karşıma çıktı: “koenzim Q10 kanser hastaları kullanabilir mi?”

O soru, sanki sadece bir bilgi arayışı değilmiş gibi içime yerleşti. Çünkü dayımın yüzünü düşündüm. Yorgun ama hâlâ gülümsemeye çalışan o yüzü.

Hastane koridorunda duyduğum cümle

Hastanenin koridoru her zaman aynı kokar. Temizlik maddesi, ilaç ve insan endişesi karışımı bir koku… O kokuyu artık tanıyorum. Bu tanıdıklık iyi bir şey değil aslında ama insan alışıyor.

Dayımın randevusu vardı. Onu beklerken annemle birlikte oturduk. Annem sürekli ellerini ovuşturuyordu. Ben ise telefona bakıp duruyordum ama hiçbir şey görmüyordum.

Tam o sırada yanımızda oturan yaşlı bir adam, yanındaki kadına bir şey söyledi:

“Koenzim Q10 kullanıyormuş komşu, iyi geliyormuş diyorlar.”

Kadın omuz silkti:

“Doktorlar ne diyor peki?”

Adam sustu. O sessizlik, koridordaki en ağır şeydi.

O an içimde bir soru büyüdü. Sadece bir merak değil, neredeyse bir tutunma isteği:

Koenzim Q10 kanser hastaları kullanabilir mi?

Bu soruyu ilk kez o an gerçekten hissettim. Çünkü mesele bilgi değildi artık. Mesele umuttu. Ve umut, insanın elinde tutamadığı bir şeydi.

Dayım odadan çıktığında yüzü biraz daha solgundu. Ama yine de “iyiyim” dedi. O “iyiyim” kelimesi, bazen insanın kendine söylediği bir yalandan çok, başkalarını koruma çabası oluyor.

Koenzim Q10 kanser hastaları kullanabilir mi? sorusu

O gece eve döndüğümde bilgisayarı açtım. Arama çubuğuna uzun uzun baktım. Parmaklarım yazmadan önce durdu. Çünkü bazı sorular yazıldığında daha gerçek oluyor.

Sonra yazdım:

“koenzim Q10 kanser hastaları kullanabilir mi?”

Karşıma çıkan sayfalar birbirinden farklıydı. Kimisi faydalı olabileceğini söylüyor gibi, kimisi ise temkinli yaklaşıyordu. Net bir cevap yoktu. Zaten bazı soruların net cevabı olmuyor, bunu o gece öğrendim.

Ben aslında tıbbi bir cevap aramıyordum. Ben dayım için küçük bir ışık arıyordum. Bir ihtimal. Bir “belki”.

Ama internetin dili böyle değil. Soğuk, mesafeli ve dikkatli.

O an içimde garip bir hayal kırıklığı büyüdü. Çünkü insan en çok belirsizlikten yoruluyor. Net bir “evet” ya da “hayır” bazen acı verse bile daha kolay oluyor.

Defterimi açtım. Şöyle yazmışım:

“Bugün hiçbir şey öğrenmedim ama çok şey hissettim.”

Eczanede geçen sessiz konuşma

Bunu da Okuyun: Kanser teşhisi için hangi değerlere bakılır ?

Ertesi gün dayım için reçete almaya eczaneye gittim. Küçük bir yerdi. Raflar dolu ama hava boş gibiydi. Eczacıya reçeteyi uzattım.

Dayımın kullandığı ilaçları hazırlarken tereddüt ettim. Sonra sanki çekinerek sordum:

“Koenzim Q10 diye bir şey var… Kanser hastaları kullanabilir mi?”

Eczacı bir an durdu. Gözlüğünü düzeltti.

“Bunu doktoruna sormak lazım,” dedi.

Bu cümleyi zaten biliyordum. Ama yine de duymak istedim. Çünkü insanlar bazen bildiklerini duyarak kabul eder.

“Bazı hastalar destek amaçlı kullanıyor ama herkes için aynı değil,” diye ekledi sonra. Sesi ne umut vericiydi ne de umut kırıcı. Sadece gerçekti.

Eczaneden çıkarken dışarısı daha soğuktu. Elimde poşet, içimde daha ağır bir düşünce vardı. İnsan sevdiği biri için çözüm ararken aslında kendi çaresizliğini keşfediyor.

Gece defterime yazdıklarım

O gece ışığı kapatmadım. Yatağın kenarında oturup defterimi açtım. Yazarken elim titremiyordu ama içim titriyordu.

“Bugün eczanede bir şey öğrendim,” diye başladım.

Sonra durdum. Çünkü aslında öğrenilen bir şey yoktu. Sadece belirsizlik daha da büyümüştü.

Dayımın yüzü gözümün önüne geldi. Onun sessizliği, annemin endişesi, hastane kokusu… Hepsi bir araya gelip içimde ağır bir şey yaptı.

Koenzim Q10 ismi kafamda dönüp duruyordu. Sanki bir ilaçtan çok bir ihtimal gibiydi. İnsan bazen bir kelimeye bile tutunabiliyor.

Deftere şunu yazdım:

“Eğer bir şey iyi gelebilir ihtimali varsa, insan onu bırakmak istemiyor. Ama yanlış bir şeye tutunmaktan da korkuyor.”

O cümleyi yazdıktan sonra uzun süre sayfaya baktım.

Umut mu, belirsizlik mi?

Bu soruyu kendime defalarca sordum o gece.

Umut mu daha ağır, belirsizlik mi?

Dayımın hastalığı bize bir şeyi öğretti: İnsan en çok kontrol edemediği şeylerden korkuyor. Ve kontrol edemediğimiz şeyler çoğaldıkça, küçük bilgiler bile büyüyor. Koenzim Q10 gibi bir isim bile, bir anda büyük bir anlam taşıyabiliyor.

Ama sonra düşündüm. Belki de mesele gerçekten o madde değildi. Mesele, bizim tutunacak bir şey aramamızdı.

Umut bazen bir ilaç adı olur, bazen bir doktor cümlesi, bazen de sadece bir bakış.

Ben o gece şunu hissettim: İçimdeki umut hâlâ yaşıyor ama çok kırılgan.

Son günlerde içimde büyüyen düşünceler

Aradan birkaç gün geçti. Hayat aynı hızda devam etti ama benim içimde bir şey yavaşladı. Sanki her şey daha dikkatli izleniyor gibi.

Dayım tedavisine devam ediyor. Bazen iyi günler oluyor, bazen sessiz günler. Biz de onun etrafında kendi sessizliğimizi kuruyoruz.

Koenzim Q10 sorusu ise tamamen kaybolmadı. Sadece şekil değiştirdi. Artık bir arama cümlesi değil, bir düşünce.

“Bir şey gerçekten faydalı olabilir mi, yoksa biz sadece inanmak mı istiyoruz?”

Bu soru bazen gece yarısı geliyor, bazen hastane kapısında.

Defterime son günlerde şunu yazdım:

“İnsan sevdiklerini kurtarmak isterken, önce kendi çaresizliğini öğreniyor. Ve bazen en büyük öğrenme bu oluyor.”

Kayseri’nin sabahları hâlâ sert. Ama artık o sertlik bana biraz daha tanıdık geliyor. Çünkü içimde de aynı sertlik var. Ama onun içinde küçük bir yumuşaklık da büyüyor.

Belki de hayat böyle bir şeydir: net cevaplar yerine, insanın içinde büyüyen sorularla yürümek.

Umarız “koenzim Q10 kanser hastaları kullanabilir mi” ile ilgili aklınızdaki sorulara yanıt bulabildik. Hul ekibinden sevgilerle!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

https://www.zenginforum.com https://kalecikinsaat.com.tr https://gifmania.com.tr Sitemap
betcivdcasino güncel girişilbet casinoilbet yeni girişBetexper giriş adresibetexper.xyzm elexbet