Yıllardır duyduğumuz bir tabir: “Yenge de erik gibiymiş, kütür kütür!” Peki, bu cümleyi ne kadar anlamlı ve yerinde buluyoruz? Sadece komik mi, yoksa biraz daha derine inmek mi gerekiyor? Hadi gelin, bu popüler tabiri ve arkasındaki kültürel anlamı cesurca inceleyelim. Çünkü bu cümle, bir çok açıdan tartışmalı ve sorgulanması gereken bir ifade.
Öncelikle: “Kütür kütür” ne demek?
Sözcükleri anlamadan neyi tartışacağız, değil mi? “Kütür kütür”, Türkçeye dışarıdan gelmiş bir ifadedir ve genellikle sert, çıtır veya yutkunulması zor bir şeyi tanımlamak için kullanılır. En basitinden, erik gibi meyveler, bu terimle tanımlanır çünkü çiğnenmesiyle birlikte çıkardığı ses, bu sese benzer bir şekilde tanımlanabilir. Hadi şimdi soralım: Bu ifade sadece meyve ve yiyecekleri tanımlamak için mi kullanılır, yoksa başka bir şey anlatmak ister mi?
Bu tür ifadeler, günlük dilde sıkça karşılaşılan kültürel yansımalar olabilir. Ancak kültürel anlamlar sadece “güzel” veya “komik” olmalı mı? Yoksa toplumsal ve cinsiyetçi bir yargı barındırıyor olabilir mi?
Toplumsal Yargılar: Cinsiyetçi bir bakış açısı mı?
İşte burada devreye giren önemli bir soru var: Bu tür ifadeler, cinsiyetçi bir alt metin taşır mı? Hadi biraz daha açalım. “Yenge de erik gibiymiş, kütür kütür!” gibi bir cümle, “erik gibi” ifadesiyle kadınları bir tür “yenilebilir” ya da “çekici” varlıklar olarak resmediyor. İfadedeki “kütür kütür” ise aslında bir nesneye özgü bir tanımlamadır. Yani, bir insanı, özellikle de bir kadını, bir meyve gibi betimlemek, toplumsal olarak kadına yönelik belli bir tutumun ifadesi olabilir mi?
Bazı kişiler, böyle bir ifadeyi gayet masum bir şekilde kullanabilir, ancak bazı insanlar için bu, kadın bedenini objeye indirgeme anlamına gelebilir. Sonuçta, insanlar, özellikle kadınlar, “kütür kütür” olmakla değil, değerli, saygıdeğer ve anlamlı bireyler olarak değerlendirilmelidir.
Asıl mesele, dile yerleşen normlar
Şimdi, burada asıl önemli mesele şu: Birçok kişi bu tür ifadeleri, basit bir espri ya da anlık bir yorum olarak kabul edebilir. Hatta bazıları için “yenge” ifadesi, hem evlilikle olan bağları hem de yakınlık derecelerini anlatan bir şeydir. Ama dil, toplumsal normları ve aşkı, cinselliği anlamlandırma biçimimizi en açık şekilde yansıtan bir yapıdır. O yüzden, “kütür kütür” gibi bir tabir, dilin ötesinde bir anlam taşır. Gerçekten de, böyle bir dil kullanımı, toplumsal eşitlik anlayışına hizmet ediyor mu?
Bu noktada soralım: “Yenge de erik gibiymiş” gibi cümleleri tekrar tekrar duyduğumuz bir toplumda, kadınlara yönelik değerli bir bakış açısı geliştirmemiz ne kadar mümkün? Ya da başka bir deyişle: Toplumun diline ne kadar dikkat etmeliyiz?
“Erik” metaforunun ardında ne var?
Bir de, bu cümledeki “erik” imajını irdeleyelim. Neden “erik”? Çünkü erik, sert ve hemen yenilemeyen bir meyvedir; yavaşça çiğnenir ve tadı da keskin olabilir. Bu metafor, kadını baştan çıkarıcı, bir o kadar da “ağır” bir varlık olarak göstermeyi hedefliyor olabilir mi? Her ne kadar bazı insanlar bunu sadece şaka olarak görse de, bu tür ifadeler, kadınları her zaman sadece cinsel çekicilikle tanımlamaya çalışan bir kültürel söylemin parçası haline gelebilir.
Böyle bir bakış açısının toplumda ne tür yansımalara yol açtığını düşündünüz mü? “Erik gibi” tabirini kullanan kişi, kadını değerli bir insan olarak görmek yerine, vücut yapısına odaklanıyor olabilir. Buradaki sorumluluk, kullanılan dile dikkat etmekte yatıyor.
Sonuç olarak: Dilin gücü ve toplumsal normlar
Evet, “Yenge de erik gibiymiş, kütür kütür” gibi ifadeler aslında dilde pek çok farklı katmanı barındırıyor. Basit bir şaka gibi görünse de, bu tür söylemler cinsiyetçi alt anlamlar taşıyabilir. Hepimiz dilimizi şekillendirirken, toplumun eşitsiz normlarının farkında olmalıyız. Cinsiyetçi ifadeler, sadece mizah olarak kabul edilemez; onlar, toplumsal eşitsizliklerin yeniden üretilmesinin bir aracıdır.
Peki, biz bu konuda ne yapabiliriz? Hangi tür ifadeler gerçekten saygılı ve toplumsal eşitliğe uygun? “Yenge de erik gibiymiş, kütür kütür” gibi cümleleri neden başka bir şekilde söyleyemeyiz?
Bu yazıyı okuduktan sonra siz ne düşünüyorsunuz? Dil, toplumsal yapıyı ne kadar yansıtır ve şekillendirir? Yorumlarınızı ve görüşlerinizi bizimle paylaşarak bu önemli tartışmayı genişletebiliriz.
cok guzel ve diri vucutlu insanlara yoneltilen basit bir tabir . erik tabiri. (bkz: katır katır). genellikle erik veya genç kız göğsü * tarif edilirken kullanılan kelimeler. Genellikle baharın ya da kışın sembolü olarak erik ağacı kullanılmış, bazı eserlerde de saflığın simgesi olarak görülmüştür. Bazı sanat eserlerinde ise erik ağacı adaleti temsil etmektedir.
Hülya!
Katılmadığım kısımlar olsa da görüşlerinize değer veriyorum, teşekkürler.
erik satie gibi piyano çalan yengeler için söylenebilecek söz. bir tür yengeye iltifat biçimi . yengenin sahibine söylendiğinde pek iyi sonuçlar doğurmayan iltifat biçimidir aynı zamanda. Geçmişi Gizle Geçmiş Detayları Geçmişi Sil Geçmiş : katur kutur yemek.
Nazende! Kıymetli katkınız, yazının mantıksal düzenini pekiştirdi ve metni daha bütünlüklü kıldı.
Tureng – kütür kütür – Türkçe İngilizce Sözlük. Geçmişi Gizle Geçmiş Detayları Geçmişi Sil Geçmiş : kütür kütür. daire veya küredeki çapı ifade eder . ağaçlarla ilgili konuşurken kütür olarak telafuz edilen çap anlamına gelen kavram. “kütürlü ağaç” çaplı ağaç yani kalın ve olgunlamış ağaç anlamına gelmektedir. fidan sipariş adarken “kütürlü” istiyorum derseniz fidanlıktan terfi edip erişkinliğe geçmeye başlamış iri fidan gelir.
Hilal!
Saygıdeğer katkınız, makalemin derinliğini ve akademik niteliğini artırdı; sunduğunuz fikirler sayesinde yazının bütünsel yapısı sağlamlaştı.
lokum derken sanki inceden balık etli, ama çok güzel bir kadın tarif edilmekte, erik derken ise, böyle daha kütür kütür, nasıl ifade edeyim, atletik, boylu ve ortalama güzellikte kadınlar için kullanılmalı gibi geliyor. “kitap gibi kadın”ın ikisini de yeneceği karşılaştırmadır. 28 Kas 2021 erik gibi vs lokum gibi kadın – Ekşi Sözlük Ekşi Sözlük erik-gibi-vs-lokum-gibi-kadin–… Ekşi Sözlük erik-gibi-vs-lokum-gibi-kadin–…
Ayla! Sevgili dostum, katkılarınız sayesinde yazı yalnızca daha okunabilir olmadı, aynı zamanda çok daha düşünsel bütünlük kazandı.